Üzüm ve anason, Devrim 1923’ün kalbidir. Üzüm distilata gövde ve meyvemsi bir derinlik kazandırırken; anason ona rakıya özgü, o ayırt edici aromatik imzayı atar.
Kıyı bölgelerinden yüksek platolara uzanan Anadolu coğrafyası, olağanüstü bir bitki ve meyve çeşitliliği sunmaktadır.
Dolayısıyla bu toprakların yeme-içme kültürü de asla tek bir aromadan ibaret olmamıştır; aksine, zıtlıklardan beslenir: Olgun bir tatlılık ile canlı bir asidite, çiçeksi bir incelik ile buruk bir meyve karakteri, sıcaklık ile ferahlık...
Bu sebeple Devrim’in de bu zengin çeşitliliği yansıtması gerektiğini düşündük. Üzüm ve anasonu değiştirerek değil, onların etrafında daha geniş bir aromatik evren inşa ederek.
İncir, kayısı, mandalina, gül, yaban mersini, kiraz, Antep fıstığı ve nar.
Bu malzemeleri, reçetemizin sıra dışı ya da kalabalık görünmesi için seçmedik. Her bir botaniğe duyusal bir görev verdik.
Hedefimiz, bu bileşenlerin distilatta tek tek, yan yana durması değildi; çünkü 1923’ü tadan birisi bir içerik listesini sırayla tadıyormuş hissine kapılmamalıydı. Tasarladığımız lezzet kompozisyonunu yaşamalıydı.
Anason ana ses olarak kalırken, üzüm temeli oluşturdu. Diğer botanikler ise bu uyuma derinlik, karşıtlık ve hareket kazandırdı.
Bazı aromalar ilk saniyede algılanır, bazıları kendini bitişte gösterir, bazıları ise öne çıkmadan sadece iki lezzet evresi arasında köprü kurar.
Bizim için gerçek zenginlik, aynı anda çok şey tatmak değil; her yudumda yeni bir katman keşfetmektir.